BİR AYET

“Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri, aslâ sevmez! Yürüyüşünde tabiî ol! Sesini alçalt!..”      Lokmân Suresi, 18-19.

BİR HADİS

“Sadaka, maldan bir şeyi azaltmaz. Allahu Teâlâ, bir kulun şerefini (başkalarını) affı sebebiyle, mutlaka yükseltir. Allah için tevâzu eden kimseyi de, mutlaka yükseltir.”  Müslim, Birr, 69

sehidlerimiz

ABDURRAHMAN KAR

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

abdurrahmankarAbdurrahman Kar 

08 Mart 1994 Diyarbakır

1972 yılı baharında, bir Salı günü Adana’da, fakir bir fabrika işçisinin, 5 çocuğundan ikincisi olarak doğdu. Dindar ve dürüst bir ana-baba terbiyesi altında, sevgi ve fakirlik içinde büyüdü. Sevimli yüzü ve tatlı konuşması nedeniyle, çevresinin sevgisini kazanmıştı.

1978-79 öğretim yılında, kenar mahalle ilkokullarından birine, 6 yaşında kaydoldu. Bu arada Kur’an-ı Kerim eğitimi de almaya başladı. Okulun, başarılı öğrencilerinden biri olarak, mezun oldu.

Kiremithane Endüstri Meslek Lisesi Elektronik Bölümü’nü kazandı. 1988-89 öğretim yılında, bu okulun üçüncüsü olarak bitirdi. O yıl yapılan ÖSYM sınavında, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak, okulu tarihinde ilk defa, Tıp Fakültesi’ni kazanan öğrenci oldu.

Kışları okul, yazları Kur’an Kurslarına devam ederdi. Yüzlerce çocuğa, Kur’an-ı Kerim’i hem lafzen, hem de ruhen, öğretmeye gayret ederdi.

1989 yılında 17 yaşında DÜ Tıp Fakültesine başladı. Yoğun bir kitap okuma ve araştırma dönemi arasında; haftada iki gün oruçlarına devam ederdi. Pazartesi ve Perşembe günlerini tüm yıl boyunca oruçlu geçirdi. Kimi zaman ‘Zayıfsın, hastalanırsın’ diye uyaranlara; “Ben bedenimi, kurtlara, böceklere yem olsun diye beslemiyorum!” derdi. Güçlü Müslüman’ın zayıf Müslüman’dan hayırlı olduğunu söylendiğinde: “Rasülullah, bu hadisi aslında imanı ve iradesi güçlü Müslüman için söylemiştir.” derdi.

Ve okulunu bütünleme yüzü görmeden, 5. Sınıfa kadar okudu. 3 Ay sonra, 6. Sınıfa geçecekti. 23 yaşında da doktor olacaktı.

Ömrü boyunca, kalp kırmadı. Düşmanına bile, Allah için düşman olurdu. Allah’tan başka hiçbir gücün önünde eğilmedi. Cılız bedeni ve ince bilekleriyle, İslam’a sımsıkı sarılmıştı.

Ramazan ayıydı. 8 Mart Salı günüydü. Sabah, Mesud arkadaşıyla (kendisiyle beraber şehid olan) kalktı, boy abdesti aldı. Sabah namazında, dakikalarca secdede kaldı. Okul dönüşü, hain zalimlerce, kalbine sıkılan kurşunlarla, doğduğu gün gibi; bir Salı günü, ölümü öldürdü. Şehadetini haykırıyoruz zalimlere!...

Cenazesi, 10 Mart 1994 günü, kalabalık Müslüman bir halk kitlesi tarafından, tekbir sesleri arasında, Adana Buruk Mezarlığı’na defnedildi.

29 Ağustos 1993 tarihinde, okula gelişinden bu yana, ilk kez Ramazan Bayramı’nda ailesine kavuşacaktı. Ama iki bayramı; hem de gerçek bayramı buldu. Şehadeti mübarek olsun.!...

 

Kaynak: Hira Dergisi Sayı: 12 – Mart-Nisan 1994 Sayfa: 12

abdurrahmankarhaber-

 Hira Dergisi 12. Sayı Kapağı

abdurrahmankarkapak

Güzel Söz

"Allah için can vermek, şereflerin en şereflisidir. Kim olursa olsun, buna mani olmayı düşünmek, istememek, en azından biraz bilinçli Müslüman için mümkün olmaz. İnsan cenneti arzulayacak, sen ona diyeceksin ki, gitme. Bu, Müslüman’ın yapacağı bir iş değil."              

İki Şehid Babası Hasan Öztürk

Copyright © 2010 Sehidlerimiz.com  -Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

Please publish modules in offcanvas position.