BİR AYET

“Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri, aslâ sevmez! Yürüyüşünde tabiî ol! Sesini alçalt!..”      Lokmân Suresi, 18-19.

BİR HADİS

“Sadaka, maldan bir şeyi azaltmaz. Allahu Teâlâ, bir kulun şerefini (başkalarını) affı sebebiyle, mutlaka yükseltir. Allah için tevâzu eden kimseyi de, mutlaka yükseltir.”  Müslim, Birr, 69

sehidlerimiz

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

Ufuk Kaynar (Şamil)

 Kasım 1999

Ufuk Kaynar, 18 Haziran 1976 doğumlu, Çeçen kökenli Ufuk Kaynar'ın da mahlası, Şamil'di.
Çeçen kökenli olması hasebiyle, Çeçenistan'a derinden bir sevgisi vardı.
Türk arkadaşları yerine, daha çok Çeçenlere beraber bulunurdu.
İlk çeçen cihadına da, 1996 yılında katılmıştı.


Çok kibar, alçakgönüllü ve herkesle iyi geçinen bir kişiliği vardı.
1999 yılında, Dağıstan'ın Novalak bölgesindeki cihada katılmış.
Burada, grubu ile 25 şehid vererek, Rus kuşatmasını yararak Çeçenistan'a dönebilmişti.
Ruslar'ın yeniden Çeçenistan'a girmesinden sonra, onlara karşı cephedeki yerini almıştı Ufuk Kaynar.
Savaşın 2. ayında, Kasım 1999'da şehid oldu.

Allah, Kafkaslar'da Allah’ın adını yüceltme adına, yaptıklarını kabul etsin ve seni cennetine alsın Şamil kardeş.

Kaynak: ŞEHİDLERİMİZ - 2007 / 2. Cild Sayfa: 60

Ufuk Kaynar Siperde

ufukkaynarsiperde

 

Parmaklarım tuşlara zoraki gidiyor.

Deli danalar gibiyim…

 

Kamuran Akkuş / Ankara - Akit

“Nasıl spot çıkaracağım? Hangi başlığı atacağım? Haberi nasıl kurgulayacağım?” diye, debelenip duruyorum. Sekiz yıllık gazetecilik hayatımın en zor haberini yazıyorum. Çünkü bu, “bizden” bir haber. Ufuk Kaynar’ın şehadet haberi. Gazetemizin eski acar muhabirlerinden Ufuk Kaynar, Çeçenistan’da şehid oldu. Çeçenistan’a 3 defa gidip, 2 defa savaşa katılan Ufuk, yaklaşık 3.5 ay önce, cephede şehid düştü. Şehadet haberi, bizlere yeni ulaştı.

 

AVUSTURALYA’DAN GELEN MESAJ

Her şey, cep telefonuma Avusturalya’dan gelen bir mesaj ile başladı. Avusturalya’da eğitim gören, Akit gazetesi çalışanlarından eski dostlarımdan biriydi mesaj gönderen…

Merak ve heyecanla, cep telefonumun tuşlarını harekete geçirdim, mesajı bir solukta okudum: “Kamuran! Çeçenistan’da Ufuk Kaynar adında biri şehid olmuş. Bizim Ufuk’un soyadı Kaynar mıydı?”

Daha mesajı yarılamadan, aldığım haberin doğruluğunu teyid etmeden, “Sonunda muradına kavuştu anlaşılan Ufuk !” diye geçirdim içimden…

Çeçenistan’da şehid olma arzusuyla yanıp tutuşan, Şeyh Şamil’in yolundan gitmek istediğini, her fırsatta dilinden düşürmeyen “bizim Ufuk” olabilirdi bu…

 

BİR ŞEHİD ANASI

Hemen haberin doğru olup olmadığını teyid için, Ufk’un İstanbul’daki ailesini aradım. Haberlerinin olmayabileceğinin ihtimalini göz önünde bulundurarak, ihtiyatlı yaklaştım. Telefona Ufuk’un annesi çıktı. Sesi, elem ve metanet gibi, karşıt duyguların yansımasıydı adeta…

Kendimi tanıttıktan sonra, “Teyze, Ufuk’la görüşebilir miyim?” diye sordum. Aldığım cevap, beni hiç şaşırtmadı: “Ahhh evladım!... Nasıl görüşeceksin ki?.. Ufuk şehid oldu, yavrum!..”

Evet, aldığım cevap, beni şaşırtmadı. Ancak, kelimelerin boğazıma düğümlenmediğini de söyleyemem.. Ailesine de Ufuk’un arkadaşları haber vermiş. Şehid olduğunu…

 

ÇEÇENLERLE BERABER

Annesinden öğrendiğim kadarıyla Ufuk, Çeçenistan’a ilk defa 1996 yılında gitti. Ailesinin izin vermeyeceğinden endişe edip, “Malezya’ya okumaya gidiyorum.” diyerek, evden ayrıldı. İlk gidişinde 8 ay kaldı ve Çeçen mücahidlerle birlikte birçok cephede Ruslar’a karşı savaştı. Ufuk, Çeçenistan’a ikinci defa  “Çeçenistan’a gittim. Yine gidiyorum. Tüm arzum, Allah yolunda şehid olmak…” Ardından da ekledi: “Doğruyu söyleseydim, siz bana izin vermezdiniz.”

Oysa Ufuk’un ailesi, “şehadet”i bir “ölüm”, yat da “yok oluş” gibi değil, tam aksine, “yeni bir hayat” gibi gören bilince sahip ender ailelerden… Biricik evlatlarının bu arzusuna “hayır” demediler.

Ufuk, ikinci gidişinde, birkaç ay kaldı Çeçenistan’da… O dönemde ara verildiği için, cihad etmek mümkün olmadı. Bizim Ufuk, muradına üçüncü gidişinde muvaffak olabildi. 7-8 ay önce, 3. Defa gitti Çeçenistan’a… Bu gidişinde, şehadet şerbetini içti.

 

ŞEHİD OLMUŞ ELHADÜLİLLAH!

Ailesi, “şehadet” haberini nasıl aldı?

Ufuk’un elemle metaneti, bir potada eritme yüceliğini gösteren annesi anlatıyor:

“Bir arkadaşı telefon etti.” Teyzeciğim, Ufuk’un babasının iş yerinin telefonunu verir misin? dedi. İşyerinde, telefon olmadığını söyledim. O zaman ‘Size, bir şey söyleyeceğim, yanınızda kimse var mı? diye sordu. Ardından, ‘Oğlunuz şehid oldu” dedi. Bunun üzerine, ‘Beni işletiyor musunuz?” diye sordum. ‘Hayır işletmiyorum. O, Allah’ın rahmetine kavuştu. 3 gün oldu.’ dedi. Ben de bunun üzerine ‘Elhamdülillah’ dedim.

 

 SAKIN AĞLAMA

Ufuk’un annesi, ‘şehadet’ haberini duyunca, neden feryadü figân etmemiş; aksine, “Elhamdülillah” diyerek, Allah’a şükretmişti. Bu sorunun cevabı, fuk’un vasiyetinde saklı idi. Yine, ‘şehidin annesi’ anlatıor: “Ufuk, ‘Eğer benim bir gün şehid olduğumu duyduğunda, sakın ağlama. Elhamdülillah de anne’ demişti. Ben de duyunca, ‘Elhamdülillah’ dedim.”

 

ERKAN HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLIYOR

Ufuk’un en yakın arkadaşı, Akit’in bir diğer eski acar muhabiri Erkan Elçin idi.

Erkan, Ufuk’la en iyi anlaşan arkadaşımızdı…

O’nunla, abi kardeş gibi idi. O’nun dert ortağı ve sırdaşıydı…

Erkan, “Ufuk’un Şehedati”ni duyar duymaz, taa kıtalar ötesinden beni aradı.  Erkan’ın sesi, telefonda çok durgundu. O tanıdığım şen-şakrak, hayatı her zaman ‘dalga’ya alan, aslında her şeyin ‘bir oyun’dan ibaret olduğunu düşünen Erkan gitmiş; yerine, bambaşka bir Erkan gelmişti… İlk sorusu, “Ufuk’un şehid olduğu doğru mu?” oldu…

“Evet doğru” cevabını alınca, kalakaldı, sesi kesildi… Saatler gibi gelen, aslında ise saniyeler süren bir duraklamadan sonra, esik kesik konuşmasını sürdürdü. ‘Nihayet muradına erdi’ dedi. Daha fazla konuşamadı. Ufuk’un ailesini aramak üzere, telefonu kapadı…

Erkan’ın telefonundan kısa bir süre sonra, Ufuk’un ailesini tekrar aradım. Annesiyle görüştüm. Ufuk’un, ‘şehadet’ bilincine sahip, örnek bir mücahide olan kıymetli annesi, “Evladım!.. Biraz önce erkan aradı. Telefonda gözyaşlarına boğuldu. Hem ağladı, hem konuştu.” dedi.

 

BABASININ ACISI

Bu arada, Ufuk’un matbaa işçiliğinden emekli babası, hâlen bir çay ocağı işletiyor. Ve hanımı kadar metanetli değil ve kimseyle konuşmak istemiyor. Hayattaki iki evladından biri olan, küçük yavrusu Ufuk’un  ‘şehid’ de olsa, vefatı O’nu bayağı sarsmış durumda…

 

DAĞISTAN’LA SATİLLA TEPESİ ARASINDA ŞEHİD OLDU

Ufuk, bundan tam 3.5 ay önce Dağıstan’la Satilla tepesi arasında şehid olmuş. Şehid oldğu haberinin Türkiye’ye ulaşması ise, Mart ayını buldu. Cenazesi, Çeçenistan topraklarında, Gotlik’te toprağa verildi. Evet, Ufuk hayatının baharında, daha 23’ünde toprağa girdi.

 

 

 

 

Güzel Söz

"Allah için can vermek, şereflerin en şereflisidir. Kim olursa olsun, buna mani olmayı düşünmek, istememek, en azından biraz bilinçli Müslüman için mümkün olmaz. İnsan cenneti arzulayacak, sen ona diyeceksin ki, gitme. Bu, Müslüman’ın yapacağı bir iş değil."              

İki Şehid Babası Hasan Öztürk

Copyright © 2010 Sehidlerimiz.com  -Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

Please publish modules in offcanvas position.