BİR AYET

“Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri, aslâ sevmez! Yürüyüşünde tabiî ol! Sesini alçalt!..”      Lokmân Suresi, 18-19.

BİR HADİS

“Sadaka, maldan bir şeyi azaltmaz. Allahu Teâlâ, bir kulun şerefini (başkalarını) affı sebebiyle, mutlaka yükseltir. Allah için tevâzu eden kimseyi de, mutlaka yükseltir.”  Müslim, Birr, 69

sehidlerimiz

TUNUSLULARIN YOLU "Atatürk Yolu"

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

tunusunyolu-1TUNUSLULAR TÜRKSEVER
Tunus'un Yolu "Atatürk Yolu"
Abdullah Şahin Tunus'da yaşadıklarını anlatıyor..08 Ocak 2011 Cumartesi 08:00
Atatürk havaalanından kalkan uçağımız, 3 saat süren bir uçuştan sonra, Tunus havaalanına iniyor.

Daha havaalanında iken Tunus halkının nezaketi, yardım severliğini göze çarpıyor. Pasaport, gümrük kontrolde Türk pasaportunu görür, görmez: “Ooo Turki Ehlen, Merhaben” diye karşılıyorlar. Tunus, Türkiye’ye nispeten sıcak, hava açık 25-30 C.

 

 

 

tunusunyolu-7

Meğer Bu Diller Ayrıymış

Havaalanından beni almaya gelen müşterimiz Mahir, arabasının teybini açıyor, tanıdık bir ses: Aynur Doğan nam-ı diğer “Keçe Kurdan”. Mahir de çok severmiş benim gibi. Kendisi gibi benim de anlamadığım hâlde, severek dinlediğimi söylediğimde, şaşırıyor.

“Bu Türkçe değil, Kürtçe” diyorum. “Kürtçe, Türkçe’nin bir lehçesi değil, ayrı diller öyle mi?”


Camiye Benzese de Aslında Kiliseymiş

tunusunyolu-3Havaalanın şehir merkezinin hemen birkaç kilometre ötesinde. 10-15 dakika süren bir sürüşten sonra Tunus Mohammad Borguiba caddesinde rezerve ettiğim otelime varıyorum. Mohammad Borguiba caddesi bizim İstiklâl gibi. Geniş cadde, sağlı sollu mağazalar, restoranlar, kafeler ile dolu. Otele yerleşip, biraz dinlendikten sonra akşam yemeği için caddeye iniyorum. Yemek ve çaydan sonra gözüme çarpan minare bana yatsı namazını hatırlatıyor. Her seyahatte olduğu gibi namazları birleştirerek kılıyorum. (Cem-i takdim veya cem-i tehir. Allah’ın tanıdığı bir kolaylık. Şafii mezhebinde seferi de, Hanefi mezhebinde sadece Hacc’da Arafatta bu ruhsatı kullanmak caiz.)

Çok büyük, çok ihtişamlı bir bina. Görür görmez takdir ediyorum Tunusluları, aferin koca meydana da böyle büyük bir camii yakışırdı zaten diye. Birkaç dakika yürüdükten sonra, koca yapıta 10 metre kala, gördüğüm haçlar beni hayal kırıklığına uğratıyor. Meğer benim gördüğüm Müslüman’ın Camii’si değil Kilise imiş. Orada soruyorum gelip geçenlere “Camii nerde var buralarda.” diye. “Meydanın sonunda solda bir sokak arasında küçük bir camii var” diyorlar. Bu defa büsbütün üzülüyorum. Müslüman’ın memleketinde, en gözde caddesinde, meydanda koca bir kilise. Sokak arasında ücrada küçük bir camii, keyfim kaçıyor.


 

Bu yol “Atatürk Yolu”

tunusunyolu-8Tunus Laik Cumhuriyet. Devlet başkanları Zeynel Abidin, Atatürk hayranı. Mohammad Borguiba’da turlarken caddeden ayrılan bir sokak dikkatimi çekiyor: “ Rue du Mustafa Kemal Ataturk” Bunlar da muasır medeniyetle seviyesine ulaşmakta bizim tekniği kullanıyorlar. Okullarda, resmi dairelerde tesettür yasak! Halk İslam’dan epey uzaklaştırılmış.  (Yarın gideceğim Sousse şehrinde öğlen namazını kılmak için yarım saat kadar camii arayacağız.)

 
Tunus insanı bir garip, Fransa ile Libya arasında sıkışıp kalmış. Tüm diğer sömürge ülkeler gibi onlar da özünü yitirmiş, hususi bir kültürleri neredeyse yok artık.

Resmi dil, Arapça değil Fransızca. Halk da zaten Fransızca ile karışık bir Arapça konuşuyor. Arapça konuşurken birden araya Fransızca kelimeler sıkıştırıveriyorlar. Acayip bozuluyor, ikaz ediyorum.

 

 

 

 

tunusunyolu-5

Sousse

İki gece kaldığım Tunus şehrinden ayrılıp, 150 kilometre mesafede uzaklıkta, Sousse şehrine gitmek üzere trene atlıyor, 2 saat sonra, Sousse tren garına iniyorum. Sousse, küçük bir sahil kenti. Kilometreler uzunluğunda, temiz bir sahili ve pırıl pırıl denizi var. Ekim olmasına rağmen, her taraf turist dolu. Otelimin odasından gördüğüm deniz, kıpır kıpır ediyor içimi, amma ne vaktim ne de mecalim var, iki kulaç atmaya. Bir kenara yazdım Sousse’u, belki başka bir zaman, bir iki dostla gelir tadını çıkarırız diye.
 

Abdullah Şahin sousse’madı söyledi

Kaynak: Dünya Bizim

 

 

Güzel Söz

"Allah için can vermek, şereflerin en şereflisidir. Kim olursa olsun, buna mani olmayı düşünmek, istememek, en azından biraz bilinçli Müslüman için mümkün olmaz. İnsan cenneti arzulayacak, sen ona diyeceksin ki, gitme. Bu, Müslüman’ın yapacağı bir iş değil."              

İki Şehid Babası Hasan Öztürk

Copyright © 2010 Sehidlerimiz.com  -Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

Please publish modules in offcanvas position.