BİR AYET

“Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri, aslâ sevmez! Yürüyüşünde tabiî ol! Sesini alçalt!..”      Lokmân Suresi, 18-19.

BİR HADİS

“Sadaka, maldan bir şeyi azaltmaz. Allahu Teâlâ, bir kulun şerefini (başkalarını) affı sebebiyle, mutlaka yükseltir. Allah için tevâzu eden kimseyi de, mutlaka yükseltir.”  Müslim, Birr, 69

sehidlerimiz

ÖZKAN BAL

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

Özkan Bal    24 Mart 2003 Irak

IRAK ŞEHİDİMİZ ÖZKAN BAL

Özkan Bal: 1974 Konya-Akşehir doğumlu kardeşimiz, 24.03.2003 gecesi saat altı sıralarında, Irak ta şehadete kavuştu. Ummu Kasr'da Iraklı kardeşleri ile birlikte savaştı. Liman bölgesinde şehit olan kardeşimizin bulunduğu grup, gündüzleri çekiliyor geceleri de, ani taarruzlar yaparak, işgalcilere saldırılar düzenliyorlardı. Bu taarruzlardan birinde, kardeşimiz işgalcilerin attığı bir füze sonucu şehadete kavuştu.
Kardeşimiz daha önce Çeçenistan cihadına ve Bosna cihadına katılmak istemiş, ama katılamamıştı, ilk katıldığı Irak cihadında da, şehid oldu. Kardeşimiz bir çocuk babasıydı ve iki senelik evliydi.

Kardeşimizin Hanımı Asiye Bal, şehid hakkında şunları söyledi:

“Biz Özkan'la iki sene önce evlendik, şimdi yedi aylık bir kızımız var. Eşim, kızını ve evini çok severdi. Her şeyinin İslam'a uygun olmasına, özen gösterirdi iki senelik evliliğimiz süresince, bana karşı hep iyiydi ve bir kez dahi olsun, kalbimi kırmamıştı. Eşim ve ben Almanya'da kalıyorduk. Burada işçi olarak çalışıyordu, kızımız da burada doğdu. Eşim bana daha önce Çeçenistan’a gitmek istediğini ve benim bu konuda ne düşündüğümü sormuştu. Kararlı olduğunu sezmiştim ve cihada giden birisine engel olmayayım diye; aslında ayrılığa biraz da içim burkularak elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Sık sık Akşehir'e gider, orada arkadaşlarıyla buluşur ve gitmek için, çareler arardı. Bu arada benim ailem, gitmesine karsı çıkmışlardı ama, onlar da bunu kabullenmek zorunda kaldılar sonunda.

Özkan, şimdiki Irak cihadı başlamadan bir ay kadar önce, Akşehir'e gitti ve arkadaşlarıyla Irak'a gitmeye karar vermişler. O’nu en son o zaman görmüştüm, bana gelip Irak'a gitmeyi planladıklarını anlattı. Benim, kendisi için şehit olması için, dua etmemi istedi. Bana şehit hanımı olmanın, Allah katında büyük bir derecesi olduğunu ve şehit olması hâlinde, şefaat hakkı alacağından bunun büyük bir nimet olduğunu ve asıl birlikteliğin cennetteki birliktelik olduğunu anlattı.

O kadar içten ve duygulu konuşuyordu ki, benim sabaha kadar gözümden yaş eksik olmadı. Kızımızı, İslam terbiyesi üzerine yetiştirmemi istedi. Bana bir miktar para bıraktı ve bu parayı borçlu olduğu birisine vermemi istedi. Bu arada biz, umre yapmak için, para koymuştuk bir köşeye. Ben gidip o parayı kendisine verdim ve bu parayı cihat için kullanmasını istedim. İlk önce kabul etmedi. o paraya benim ihtiyacım olabileceğini söyledi. Ben de O’na, benim de bir katkım olsun deyip, ısrar ettim ve parayı verdim. Sonradan öğrendiğime göre, bu parayı başka bir mücahidin yol paraları için harcamışlar elhamdülillah.

Özkan, ilk önce Akşehir'e gitti ve bir süre orada kaldı. Başka arkadaşlarının gelmesini beklemişler. Bu sürede, hemen her gün telefonda görüştük.  Çocuklar gibi neşeliydi cihada gideceği için, savaşın başlamasından iki hafta kadar önce aradığında, gece yola çıkacaklarını ve dua etmemizi söyledi. İki gün sonra, yine aradı ve Suriye'de olduklarını söyledi. En son konuşmamız ise, savaşın birinci günü olmuştu.

Beni belki de son kez aradığını, cihadın başladığını ve her şeye karşı sabırlı olmamı istedi. Bu O’nunla son görüşmem oldu. Arkadaşlarının bana anlattığına göre, Ummu Kasr bölgesi, Irak için önemli bir cephe olduğundan, Özkan ve O’nun gibi birçok gönüllü oraya geçmişler. Yanında iki Türk daha varmış. İşgalciler bulundukları yerleri devamlı bombalıyormuş, mücahitlerde gündüzleri bulundukları mevzileri terk edip, daha güvenli yerlere çekiliyorlarmış. Gece olunca da harabeye dönmüş eski mevzilerine dönüp, işgalcilere baskın veriyorlarmış. Bu sayede işgalcilere zayiat verdiriyorlarmış.

Son gecesinde yine bir taarruz sırasında, Özkan'ın bulunduğu ve mevzilendiği harabelere füze isabet etmiş. Özkan, ağır yaralanmış. O’nu geri götürmek istemişler, ama yarası ağırmış devamlı zikirle meşgulmüş ve yaralandıktan yaklaşık beş saat sonra, istediği şehadete kavuşmuş. O’nu cephe gerisine götürmüşler ve şehid olan diğerleriyle birlikte defnetmişler.

Ayrılıktan kaynaklanan bir üzüntü var içimde ama, yine de bir şehid eşi olmaktan dolayı. gururluyum ve O’na lâyık bir eş olmayı istiyorum. Kızım da büyüdüğü zaman, O’na babasını ve ne için savaştığını anlatıp, babasıyla gurur duymasını isteyeceğim.

Rabbim Onun yolunda olanları ve O’nun için savaşan kullarını korusun ve gözetsin.”
"Kardeşimizin şehadetinden bir hafta önce Ummu Kasr da meydana gelen bir olay, mücahitlerin geceleri baskın yapacağını bilen işgalciler, liman bölgesindeki içlerinde yabancı mücahitlerinde bulunduğu iki mevziye, komandolarını gönderirler. Akşamüstü gerçekleştirilen saldırıya, helikopterler ve işgalcilerin zırhlı birlikleri de destek verir. Çok çetin bir çatışma başlar, öyle ki işgalcilerin sayısı oldukça kalabalıktır. Mücahitler helikopterlerden birini düşürürler, ama zırhlı birlikler gittikçe sıkıştırmaya başlarlar. Tank ve zırhlı araçların durdurulmaması hâlinde, mevzilerin düşmesi zor olmayacaktır. İşte o anda mücahitlerin artık en zorlandığı ve mevzilerin düşmesine ramak kaldığı bir anda; zırhlı birliklerin olduğu bölgedeki mücahitlere oldukça yakın bir bölgede, kum fırtınası başlar ve o teknoloji harikası! Tanklar duruverir.

Fırtınadan yararlanan mücahitler, huruç başlatırlar ve çok sayıda tankı imha ederler, ayrıca iki işgalci askeri esir alırlar. Mücahitlerin huruç harekatından hemen sonra, fırtına aniden duruverir sanki gizli bir el, fırtınayı sırf mücahitler zafer kazansın diye çıkarmış gibidir, çatışma yerinde birçok işgalci leşinin kafalarından vurulmuş olması da, ilginçtir.

Yakalanan esirlerin anlattığı ise ilginçtir, üzerlerine çok sayıda piyadenin hücum ettiğini ve bunların üzerlerinde de, değişik üniformalar bulunduğunu ısrarla söylerler. Dediklerine göre, karşı hücum sırasında, binlerce mücahit gördüklerine yemin ederler. Bu mücahitlerin içinde, beyaz üniformalar içindeki zenci savaşçıların olduğunu anlatırlar. İşin doğrusu ise,  akıllara durgunluk verecek derecede başkadır aslında.

Mücahitlerin toplam sayısı, o çatışma sırasında 26 kişidir. Ayrıca mücahitlerin içinde, siyahi mücahit yoktur ve ayrıca mücahitler düşmanların üzerine vardıklarında, birçok işgalci zaten kafalarından vurulmuş hâlde, çoktan ölmüşlerdir...
Şimdi mücahitler bu ilahi yardımların da desteğiyle, savaşıyorlar ve siz Müslümanlardan dualarınızı istiyorlar...

Ve akla gelen bir soru! Acaba o siyahi mücahitler, çeşitli savaşlarda şehit düşen, siyahi şehitler miydi?.....

Huruç harekatı sırasında, şehit düşen mücahitlerin ismi şöyle:
Safa Muhammed(Tunus) …
Ebu Halid Nasır(Tunus)…
Abdulkadir S.(Mısır) ve Zekeriyya isimli batı ülkelerinden gelen bir mücahit... "

Kaynak: ŞEHİDLERİMİZ -2007 / 2. Cild Sayfa: 99

 

Güzel Söz

"Allah için can vermek, şereflerin en şereflisidir. Kim olursa olsun, buna mani olmayı düşünmek, istememek, en azından biraz bilinçli Müslüman için mümkün olmaz. İnsan cenneti arzulayacak, sen ona diyeceksin ki, gitme. Bu, Müslüman’ın yapacağı bir iş değil."              

İki Şehid Babası Hasan Öztürk

Copyright © 2010 Sehidlerimiz.com  -Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

Please publish modules in offcanvas position.