BİR AYET

“Küçümseyerek, insanlardan yüz çevirme! Ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Zîrâ Allâh, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri, aslâ sevmez! Yürüyüşünde tabiî ol! Sesini alçalt!..”      Lokmân Suresi, 18-19.

BİR HADİS

“Sadaka, maldan bir şeyi azaltmaz. Allahu Teâlâ, bir kulun şerefini (başkalarını) affı sebebiyle, mutlaka yükseltir. Allah için tevâzu eden kimseyi de, mutlaka yükseltir.”  Müslim, Birr, 69

sehidlerimiz

OĞUZ SÜTÇÜ

User Rating: 0 / 5

Star InactiveStar InactiveStar InactiveStar InactiveStar Inactive
 

Oğuz Sütçü  Mart 2007 Somali

Somali Kan Gölü

Somali'de, 4 günde 1086 kişi öldü. Direnişçiler safında savaşmak için giden, Oğuz Sütçü de, şehidler kervanına katıldı.

oguzsutcugirecek

Somali'nin başkenti Mogadişu'da, 29 Mart-1 Nisan tarihleri arasında, hükümet yanlısı Etiyopya ordusu ile İslam mücahidleri arasındaki çatışmalarda, 1086 kişinin öldüğü bildirildi.

Kente egemen olan Haviye kabilesinin liderlerinin sözcüsü Hüseyin Aden Korgab, ekiplerinin çatışma bölgelerinde durum değerlendirmesi yaptığını ve burada çatışmalarda ölen; 1086 kişinin cesedini saydıklarını, yaralı sayısının ise 4334 olduğunu belirtti.

Somali bölgesinde, direnişçiler safında savaşmak için giden ve dört aydır, kendisinden haber alınamayan, İsveç doğumlu Oğuz Sütçü 'nün iki hafta önce Mogadişu bölgesine giderken, Afrika birliğine bağlı işgalcilerin uçaklarından atılan bomba ile, şehid olduğu bildirildi.

Sütçü'nün dört aydır bölgede olduğu ve İslam Mahkemeleri Birliği' ne bağlı; Somali'li mücahidlerin bünyesinde, direnişe katılan bir grup Eritre’li mücahidle birlikte bölgeye geldiği; Al Maan bölgesinde daha önce işgalci birliklerle çatışmaya girdiği ve beraber hareket ettiği, birliği ile iç bölgelere kayarak; diğer gruplarla beraber, Mogadişu saldırısı için hazırlanan, mücahid birliklerine katıldığı bildirildi.

Aldığımız habere göre, Sütçü'nün 2 çocuk babası olduğu ve İsveç’de doğduğu; İsveç vatandaşı bir Türk olduğu bildirildi. Sütçü' nün daha evvel Çeçenistana gitmek istediği, ama bölgeye geçemediği öğrenildi.

Somali bölgesinde, ismini bildiğimiz ikinci şehid olan Sütçü, kendisi ile aynı bombardımanda şehid düşen 8 direnişçi ile, aynı yere defnedildiği bildirildi. 

Kaynak: www.rehberim.net

 

Şehid Oğuz Sütçü'nün Babasi İle Roportaj

Geçtigimiz ay, Somalide şehadete eren Oğuz Sütçü kardeşimizin babası, muhterem Mustafa Sütçü ile sehid olan kardeşimiz hakkında, kısa bir hasbihal ettik. Şehidin hayatı ve idealleri mücadelesi ve özel yaşantısından kesitler veren, muhterem Mustafa Sütçü; oldukça sevecen ve acısına rağmen sıcakkanlılığını koruyan bir tavırla yaklaştı bize.

Resim alınmaması şartıyla, kendisiyle yaptığımız söyleşiyi dergimizde de yayınlayabileceğimizi söyledi, kendisine teşekkür ediyoruz. Mustafa Sütçü İlahiyat mezunu bir din görevlisi iken, önce Almanya’ya ardından da, İsviçre’ye giderek yerleşmiş. Burada bir Müslüman hanımla evlenmiş ve çocukları da orada doğmuş.

Mütevazı tavırlarıyla, daha da çok sevdiriyor bize kendisini, bizi otobüsten indiğimiz yerde karşılayarak, sürpriz yapan Mustafa amca ile beraber kısa bir hâl ve hatırdan sonra, evlerine doğru yol aldık. Yanımda, Oğuz Sütçü kardeşimizi cepheden tanıyan ve orada iken beraber olduğu, Alman Müslüman Abdullah’ta var. Abdullah, Alman ordusunda görev yapmış, özel bir birimde kalmış ve cephe şartlarında nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilen; inanmış bir Müslüman; tam bir Osmanlı hayranı, sapsarı sacları ve sakallarıyla, Egenin yanık tenli köy çocuklarının dikkatini çekiyor, yüzünde bir gülümseme ve etrafındaki çocukların meraklı bakışlarına; sempatik tavırlarla karşılık veriyor.

Abdullah kardeşimizle beraber, aileye Oğuz Sütçü’nün sehadetini haber verme işi, bize düştü. Şehidin babası ile buluşana kadar, bu şehadet haberini nasıl vereceğimizi konuştuk, yol boyunca Abdullah’la beraber. Ev, Mustafa amcaların iznini geçirdikleri yer, Ege’nin güzel bir köyü, insanlar sevecen ve yabancılara karşı bayağı meraklılar. Ev halkının yüzünde, ne olduğunu anlamış bir ifade görüyoruz.

Sultan anne, rahatsızlanmış olmasına rağmen, yattığı yataktan kalkıp, yanımıza kadar geldi ve sıcak bir şekilde karşıladı bizi. Önce yol yorgunluğunu atıp, yemeklerimizi yedik. Hem çay faslı, hem de haberi duyurma anında, yutkunarak da olsa; şehadet gibi bir olayın, kayıp değil, kazanım olduğunu anlatmaya çalışırken, Sultan annenin hıçkırıkları geldi kulağımıza. Ardından Mustafa amca kalkıp yanımıza geldi ve Abdullah ile beni kucakladı önce, sonrada iki rekat namaz kıldı. İki gün boyunca misafir edildiğimiz evde, Mustafa amcanın ailesinde, tam bir Müslüman aile imajı gördük, onları daha da çok sevdik. İkinci gün, şehidin babasıyla dergimizde yayınlanması için, bir röportaj gerçekleştirdik. O röportajı sizlere sunuyoruz:

Mustafa Seyfullah Kılıç: (M. Kılıç): Bize şehidi biraz tanıtır mısınız? Kimdir Oğuz Sütçü?

Mustafa Sütçü: (M Sütçü): Oğuz benim ikinci çocuğum. 1974 doğumludur. İsviçre’de doğdu. Öğrenimini de orada yaptı. Elektronik üzerine eğitim aldı ve küçüklüğünden beri manevi terbiyesini almış, kardeşlerinin içinde mücadeleye kendini vermiş, çevresini de bu yönde teşvik eden bir insandı.

M Kiliç: Oğuzun cepheye gideceğini duyduğunuzda tavrınız ne oldu?

M. Sütçü: Oğlumun, Müslüman kardeşleri için, bir şeyler yapma isteği, her zaman vardı. Çevresinde her zaman topladığı sohbet halkasında; ezilen ve işgal edilen, vatanları ellerinden alınan Müslümanlar için, bir şeyler yapılması gerektiğini anlatırdı. Hem ilmî, hem de fiili yardım olaylarında aktif idi. Benim O’nda en çok sevdiğim ve takdir ettiğim özelliği ise, bu işleri yaparken, kendi adını kullanmamasıydı. Örneğin, Çeçenistan ile ilgili bir yardim olacaksa, kendisi en önde çalışır, organize eder. Sonra da gerekeni yapardı. Sonuçta adini vermezdi bu işler için, riyakârlığı sevmezdi, her fırsatta da riyakârsız ibadetten bahsederdi bize. Böyle bir manevi dinamik içinde yetiştiğinden, ben bir gün olup oğlumun, mücadele beldelerine gideceğini biliyordum. Daha evvel, Çeçenistan’ı denemişti ama olmamıştı. O nedenle üzgündü, günlerce aç susuz kaldığını hatırlıyorum bu yüzden. Annesi de ben de, hiçbir zaman bu faaliyetlerinde oğlumuza ‘’Oğlum yapma, fazla sivrilme, sonra başına bir iş gelir.’’ demedik. O’nu engellersek, Allah katında bizim sorumlu olacağımızı biliyorduk. Ama tabi evladımızdı, o nedenle işte böyle şehadetin sıcaklığı vaktinde, duygusallığımız ağır basıyor, çocuklaşıyoruz. ( Ağlıyor).

Somali’yle ilgili haberleri, tv lerden takip ediyor ve oradakiler için, dua ediyorken; Oğuz bize gelip, Somali’ye gideceğini söyledi. Yaklaşık iki hafta kadar, bir hazırlık ve bekleme süresi sonunda; iki arkadaşıyla beraber yola çıktı. Bu arada, şunu söylemekte fayda var. Somali konusunda, en çok Cengiz isimli arkadaşının şehadeti, O’nu etkilemişti. Hatta burada, arkadaşlarıyla beraber; Cengiz için, gıyabında cenaze namazı kıldırmıştı. Velhasılı kelâm, biz oğlumuz cepheye gittiği için üzülmedik; aksine bir şehid kazandığımız için sevindik. Bir şehid babası annesi olmak, herkese nasip olmaz. O, bizim ahirette yüzümüzün akı olacak muhakkak. Gidişine kesinlikle engel olmadık ve dua ettik arkasından.

M. Kiliç: Somali’de iken, kendisiyle görüşmeniz oldu mu?

M. Sütçü: Somalide iken bir görüsmemiz olmadI. Bir ara, komşu bir ülkeye geçtiğinde, bizi aramıştı. Durumunun iyi olduğunu, bazı kardeşleri ile buluşmak için, oraya geçtiğini söylemişti. Sonradan öğrendik ki, Al Maan denilen bölgede, işgalcilerle çatışmaya girmişler ve bu esnada yaralanmıştı oğlum. Ama bunu bize o an söylemedi ve o süre içinde kısa bir tedavi görüp toparlanmış ve tekrar Somali’ye hareket etmiş. Son gidişinde de şehit olmuş.

M. Kiliç: Diğer çocuklarınızdan birisi de size gelip, cepheye gitmek istediğini söylerse; tavrınız ne olur? Engel olur musunuz? Sonuçta, bir evladınızı şehid verdiniz.

M. Sütçü: Asla! Sadece Oğuz değil, evlatlarımın hepsi çıkıp bize gelseler; biz cepheye gidiyoruz deseler ve hepsinin de şehid olacağını bilsek, asla onlara engel olmayız. Oğuz, bize gideceğini söylediğinde; daha bize söz hakkı vermeden, Şehid Hattab’ın söylediği bir sözü aktardı bize. O an, o duygusal anda, biz sadece dua ettik oğlumuza, bundan sonra da evlatlarımdan isteyen, cepheye gidebilir. Zor olsa da, bu hayatın bir imtihan kapısı olduğunun bilincindeyiz.

M. Kiliç: Çevreniz nasıl karşıladı Oğuz’un şehadetini?

M. Sütçü: Tepki veren çok oldu, izin verdiğimiz için, bize deli gözüyle bakanlar bile var. Bu işin, gereksiz bir şey olduğunu görenlerde, azınlıkta değil. Onlar, kendilerini haklı görüyorlar, bir önyargı bu. Allah’tan, onlara hidayet vermesini diliyorum ben. Ama destek olan, bu zamanımızda yanımızda olan ve bir evlat kaybetmenin üzüntüsünü değil; bir şehid kazanmanın sevincini, bizimle paylaşan herkesten, Allah cc razı olsun.

M. Kiliç: Mustafa amca, röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için ve duygularınızı bize açtığınız için, size teşekkür ediyoruz. Ayrıca sıcak misafirperverliğiniz için de; size, ayrıca teşekkür ediyoruz. İnşallah, firdevs-i ala’da kardeşimiz Oğuzla beraber, hep birlikte buluşanlardan oluruz.

M. Sütçü: Ben de, size teşekkür ediyorum.

 

OĞUZ SÜTÇÜ’NÜN SEHADETİNİ SİLAH ARKADAŞI ABDULLAH ANLATIYOR

Oğuz’la beraber yanımızda bulunan Sudan’lı, Eritre’li mücahidlerle birlikte, Mogadişu’ya yaklaşık olarak, 12 km mesafede olan ‘’Dahra’’ denilen mevkide ilerliyorduk.

Hedefimizde, Eritre’li mücahidlerin irtibat kuracaği bir köy vardı. Buradan erzak alıp, diğer mücahid gruplara katılacaktık. Dahra’da iken, birkaç kere üstümüzden ABD’lilerin Awacs uçaklari geçti. Bu uçaklar, bölgedeki mücahid birliklerini ve askeri hareketlilikleri, merkeze bildiriyor ve o bölgelere asker nakli yapılıyordu.

Saklanmamıza rağmen, grubumuz tesbit edildi. İlkinde iki MİG uçağı tarafından, birkaç bomba atıldı yaralanan ve şehid olan olmamıştı. İlerlememize devam ettik. Sonra, iki uçak daha geldi, atış alanımızın dışında olduğundan, bir şey yapamadık. Kısa ağaçlık bir alanda, 19 kişi kendimizi gizledik.

Bombardıman, çok yoğundu. İlk anda, Eritre’li gruptan 3 kardeşimizin bulunduğu çalılığın yanına, bir füze isabet etti. Üç kardeşimiz de, orada şehit oldular. Daha sonra, yine Eritre’li bir grubun olduğu, başka bir çalılığın yanına, bir bomba daha düştü. Kardeşlerden şehid olanlar ve yaralananlar oldu.

Bu arada yaralanan bir iki kardeşin, çığlıklarını duyduk. Bir tanesi, kötü yaralanmıştı, bir ayağı diz kapağının olduğu yerden, itibaren kopmuştu ve bu kardeş, sürünerek; başka bir çalının arkasına geçmeye çalışıyordu. Çok yoğun ateş sırasında, bir Eritre’li ile beraber Oğuz kardeşimiz, yaralı olan diğer mücahidi kurtarmak için, kosmaya başladılar.

Oğuz’un tekbir getirdiğini duyuyordum. Koruma ateşi açıp, dikkatin onlardan çekilmesini istedim. İki kardeşle beraber, açık alana çıkıp, dikkatimizi üzerimize çekmek istedik. Havaya boşuna ateş ediyorduk, mesafemiz kısaydı. O sırada Oğuz’un bulunduğu alana, bir roket isabet etti. Her taraf, toz duman oldu. Çok şiddetliydi. Oğuz’u göremedim, ama diğer kardeşin sürünerek, ateş alanından çıkmaya çalıştığını gördüm.

Bombardıman süresince, o bölgeye yaklaşamadık. Uçaklar, en sonunda hiç karşılık verilmediğini görünce, çekip gittiler. Ardından, uzun menzilli top atışları başladı ve bulunduğumuz mevki, bu sefer kara topçularının hedefi hâline geldi.

Arkadaşlarla beraber, şehid ve yaralılarımızı toplayıp, bölgeden daha geriye doğru, çekilmeye karar verdik. Oğuz’u o zaman gördüm, sehid olmuştu. Bir kum kütlesinin içinde, belden aşağısı kalmıştı. Silahını, sıkı sıkı tutuyordu. Gözleri açıktı ve yüzünde bir tebessümle, gökyüzüne bakıyordu…

Kaynak:  Hakka Yürüyüş Dergisi Mayıs-2007 sayısından

 

Güzel Söz

"Allah için can vermek, şereflerin en şereflisidir. Kim olursa olsun, buna mani olmayı düşünmek, istememek, en azından biraz bilinçli Müslüman için mümkün olmaz. İnsan cenneti arzulayacak, sen ona diyeceksin ki, gitme. Bu, Müslüman’ın yapacağı bir iş değil."              

İki Şehid Babası Hasan Öztürk

Copyright © 2010 Sehidlerimiz.com  -Sitedeki her türlü materyalin, içeriğin ve görsellerin her hakkı saklıdır, izinsiz kullanılamaz.

Please publish modules in offcanvas position.